27 Şubat 2009 Cuma

Golf Topunun Neden Çukurları Var?


Daha şirin görünsünler diye mi? Tabii ki hayır!
Doğru cevap: Çukurlar golf topunun gittiği mesafeyi maksimuma çıkarır. "Ders bitti, dağılabilirsiniz" diyeceğimi sanıyorsan yanılıyorsun ey okuyucu! Devam ediyoruz... Yüzeyi çukurlu toplar, düz yüzeylilere göre 4 kat daha uzağa gider.
Golfün ilk zamanları, düz yüzeyli toplar kullanılıyordu, taa ki yampiri topların daha uzak mesafeye gittiğini farkettikleri ana kadar. Aerodinamik bilimi bu çukurlu fenomeni anlatmaya yardımcı olur. Çukurlar, golf topunun sürüklenmesini önündeki hava basıncından ziyade arkasındaki hava basıncını yönlendirerek azaltırlar. Golf topunun arkasındaki hava basıncı ne kadar yüksek olursa topun o kadar uzağa gitmesine zorlar. Çukurlar, ana hava akımını golf topunun yüzeyine çok yakın getirerek basıncın düzeylerini değiştirir ve topun yüzeyinin yanında oluşan hava tabakasındaki türbülansı arttırır. Topun yakınındaki bu yüksek hızlı hava akımı topun arkasındaki basınç miktarını arttırır ve daha uzağa gitmesine neden olur.
Tabii golf oynamayı doğru düzgün bilmiyorsanız, topun çukurlu olup olmaması çok da bir şeyi değiştirmez:


Patlamış Mısır Nasıl Patlar?

Patlamış mısırın hikayesi 5000 yıl kadar önce çıkmış ortaya. Amerika yerlileri gıda olarak kullanılacak mısır ile içi su dolu patlayabilir mısırın arasındaki farkı biliyordı; ama çoğunuz bilmiyorsunuz işte lanet olsun!
1510'lu yıllarda Hernanda Cortes'in Aztekler'in dini ayinlerde ipe dizilmiş mısırları yediklerini görmesinden sonra Avrupa'ya getirilen ürünlerin içinde en ünlüleri tütün ve patlamış mısırdı. Patlamış mısırın gizemine gizem katan 2 şey var: mısır tanesinin içinin çok güzel bir ısı geçiş özelliği ve sağlam kabuğu.
Mısırı incelerseniz, göreceksiniz ki etrafında kalın ve su geçirmez bir kabuk var. Bunun altında 2 tabaka daha var. Tanenin bu iç kısmındaki moleküllerin sıralanış biçimi normal mısır tanelerine göre daha düzenlidir. Bu sayede ısı normal tanelere oranla neredeyse 2 katı hızla içine yayılabilir.
Kalın kabuk ısıtıldığında, tanenin içi hızlıca ısınır ve içindeki su, basınçlı bir su buharı oluşturur. Isınma süresince gittikçe artan bu basınç, sonunda kalın kabuğun adeta infilak ederek yırtılmasına yol açar. Tane ilk boyutundan yaklaşık 30 katı büyür, içi dışına çıkar ve yenilebilen kısmı oluşturur.
Mısır tanesinin ideal bir şekilde patlaması için, içinde min. %14 su olması gerek. Bu oranın altındaki oranlarda yine patlar; fakat kısmen açılarak istenen sonuç alınmaz. Böylece mısır içinizde patlar! :)
Ha bir de patlamış mısır için enteresan (şahsi kanaatimi sorarsanız gereksiz) bir alet üretmişler, buyursunlar.

Asansör Düşerken Zıplasak Nolur?

Bilmem nolur?! Şaka lan şaka...
Bindiğiniz asansör bozuldu ve saniyede 18 m hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız da olsa olsa yaklaşık saniyede 4-5 m hızla olabilir. Yani siz gene saniyede 13-14 m hızla düşmeye devam ediyorsunuz.
İster saniyede 18 m isterse 13 m hızla yere düşün, sonuç farketmez. Öleceksiniz! Lütfen panik yapmayın, bu da en başta yaptığım sakil şakadan bi tanesiydi... Asansörü tek bir kablo tutmaz. Min. 5-6 kablo vardır ki bunların her biri tek başına asansörün ağırlığını taşıyabilir cinstendir. Felaket tellallığını seven birisi olalım... Kabloların hiçbiri asansörü tutamadı. Üzülmeyin, korkmayın... Asansörün bir de fren donanımı var. Hatta bazı asansör boşluklarında yaylı veya yağlı özel sistemler vardır (Öldürmeyen Allah öldürmez gibi).
Bu söylediğim sistemlerin hiçbirisi işe yaramadı diyelim. İçinizdeki Pollyanna'yı uyandırın ve diyin ki: "Hayatımda bi kere de olsa hiçbir katta durmadan direkt zemine iniyorum!"
Her ne kadar asansör düşmesi ile ilgili olmasa da beterin beteri var için:

26 Şubat 2009 Perşembe

Yüzük Neden Sol Ele Serçe Parmağın Komşusu Parmağa Takılır?

Geçenlerde Ahmet Çakar Abimiz'in yarışma programında soruldu buna paralel bi soru... Tırı vırı bilgiler içine dahil edilmesi gereken bi mevzu olduğunu düşünerek bilmeyenleri aydınlatmak istedim.
Evlenince insanların yüzük takmaları tee eski Mısır inançlarına dayanıyor. O devirde yaşayanlar dairenin ve halka şeklindeki her türlü cismin başlangıç ve bitiş noktaları olmamalarından ötürü sonsuzluğu temsil ettiklerine inanıyorlarmış. Yüzük de evliliğin sonsuza dek süreceğini simgeliyor.
Evlilik yüzüğünün sol eldeki serçe parmağımızın komşu parmağına takılmasının sebebi ise o zamanki tıbbın şimdikine göre çok geride kaldığından kıt kanaat keşfedilen insan anatomisine dair yanlış bilgilerden ötürüdür. O devirde dolaşım sistemimizdeki ana damarın sol elimizde bu parmaktan başlayıp kalbe gittiği zannediliyordu. Böylece bu parmağa takılan yüzükler evli çiftin kalben birbirine olan bağlılığını simgeliyordu. Her ne kadar artık hangi damarın nerden gelip nereye gittiği biliniyor olsa da adetlere bağlı olarak yaşıyoruz.

Bira Neden Sık İşetir?

Bilindiği gibi bira insanlığın en eski ve en favori içeceğidir. Her güzelin bi kusuru olduğu gibi biranın da var elbet. 2 bardağı bitirene kadar min. 2 kere tuvalete gitmek zorunda bırakır adamı muhabbetin en güzel yerinde. Neredeyse içilen bira kadarı tuvalete bırakılıp gidilir. (Resmen tuvalete harcıyoruz olm bira paralarını!)
Aslında bu sık tuvalet ziyaretlerinin sebebi biranın sıvı kısmı değil, tamamen antidiüretik (ADH) denilen bir hormon! Vücutta üretilen idrar miktarını ayarlarken kanımızdaki su miktarını da doğrudan etkiler bu ADH. Susuz kaldığımızda ADH, böbreklere sinyal gönderip idrar üretimini durdurur. Böylece su harcaması kesilerek kandaki su miktarı korunurken plazmadaki tuz miktarının yükselmesine de engel olur.
Vücudumuzdaki bu hormonu en çok etkileyen maddelerden biri de alkoldür. Bira çok içilince içindeki alkol miktarı ile ADH'den sinyal gelmez ve böbrekler fazla mesai yaparak vücuttaki suyu idrar haline getirir. Elbette biranın sıvı kısmının da buna katkısı vardır; ama aynı sürede aynı miktarda su tüketildiğinde bu kadar tuvalet ihtiyacı duyulmaz.
Aslında boku sadece biraya atmamak gerek tabii... Bu anlattığım durum tüm alkollü içkiler için geçerli çünkü. İçki içmenin sonuçlarından birisi de vücudun kurumasıdır. Buna karşı vücutta susama ile birlikte acıkma duygusu da ortaya çıkar. Bu yüzdendir ki onca bardağı yuvarladıktan sonra gece yarısı tırım tırım yemek yeme isteği oluşur. En olmadı sabah uyandığımızda baş arısı haricinde ağza damacana dayayarak su içmek istenir.
Olsun ya, biz tüm günahıyla, sevabıyla, eziyetiyle seviyoruz bu likiti. Şerefe efem...

Tırnaklar Nasıl Uzar?

Hayvanlar pençelerini toprağı kazımada, savunmada ve saldırıda kullandıkları için bunların sivri oldukları, insanların tırnaklarının ise geçirdikleri evrim sonucunda düzleştiği ileri sürülmüş. Tırnaklarımız parmaklarımızı mekanik dış tehlikelere karşı korurlar. Bu durumda özellikle el tırnaklarımız parmaklarımız için çok şey ifade eder.
El ve ayak tırnakları, deri altındaki tırnak diplerine çok yakın köklerinden çıkar. Bu noktada tırnak inceleşir ve yarım aya benzer bir şekilde beyaz rengini alır. Derideki yatakları ile irtibatı biten tırnaklar beyazlaşır ve kesilmeyi bekler. Halbüsü bu kısmın eşyaları tutmak, sivilce patlatmak, bi tarafımızı kaşımak gibi çok ciddi (!) işlevleri vardır.
Elimizdeki tırnakların ayaktakilerle arasındaki tek farkı daha hızlı (haftada ortalama 0.5-0.6 mm hızla) uzamalarıdır. Bu demek oluyor ki kesilmezlerse yılda 2.5-3 cm uzunluğuna ulaşırlar. (Deneysel bi insan olabilirsiniz, çılgın bi varlık olabilirsiniz; ama tırnaklarını hiç kesmemiş olan bu abla gibi olmayın rica edeceğim...) Ayak tırnaklarınınki ise el tırnaklarımızın hızının yaklaşık 1/4'i kadardır. Tırnakların uzama hızı yaşımız ile ters orantılıdır. Çok ileri yaşlarda bu hız neredeyse yarı yarıa düşer.
Psikolojik değişimlerimize de ayak uyduran tırnaklarımız, stresli zamanlarda, yüksek ateşte, zararlı içkiler alındığında çatlar, lekelenir, kalınlaşır/incelir. Yani, tırnaklarınızın gidişatına göre az çok sağlık durumunuz hakkında fikir sahibi olabilirsiniz...

25 Şubat 2009 Çarşamba

Giriş

Öhöm... Seee aa 1 2... Ses kontrol, tamam...
Sağ ayakla girin, en azından öyle söyler büyüklerimiz. Ben de bilmiyorum neden olduğunu; ama araştırabiliriz topluca (Okura Ödev #1: Neden "sağ ayak"? Bilgi her ne kadar paylaştıkça artan tatsa da kolay kolay edinilemez. Yok öyle hazıra konmak!).
Çok bilinmeyen, kuytuda kalmış, toplum içinde sadece ve sadece yeri geldiğinde alıntı yapacağınız (Herhangi bir muhabbet sırasında araştırmacı ruha ve bu tür "tırı vırı"; fakat enteresan bilgilere sahip çılgın bir bünyeye sahip olduğunuzu göstermek için buradan öğrendiklerinizi araya sıkıştırırsanız "Pff!" şeklindeki sıkılmış insan efektinden öteye tepki alamazsınız. Benden söylemesi...) bilgiler içerecek burası. Günlük hayatınızda sürekli kullanmaycaksınız belki; ama olur ya bir bilgi yarışmasına katılırsınız, buradan cevabını öğrendiğiniz bir soru çıkar, işte o zaman bana minnettar olabilirsiniz. Size kazandırdığım ödül için teşekkür babında önüme ödülün bir kısmını koyarsanız asla hayır demem :)